Basın Haberleri

Aksiyon Dergisi  2009-03-03

Vızır vızır vizontele!

 

Artık Türkiye’de de havadan ‘vızır vızır’ çekim yapabilen yerli bir firma var. Bu hobi uğruna şirketin iki ortağından biri tıp fakültesini, diğeri de tekstil fabrikasını bırakmış. Hedefleri yılda 2 milyon Avro’luk ciro.


Vizontele filminin zor sahneleri, model helikoptere monte edilen kameralarla çekilmişti. Beş günlük işin maliyeti yüz bin sterlinin (260 bin YTL) üzerindeydi. Bu maliyete de değmişti doğrusu… Dünya sinemasının kalbi Hollywood’da sık kullanılan uçan kameralar, artık Türkiye’de de boy gösteriyor. Flycam (uçan kamera) firması, uzaktan kumandayla kontrol edilen helikopter, zeplin ve balon ile miting, maç, film, reklâm çekimlerine altı ay önce başladı. Pek fark edilmese de siyasetin sıcak meydanlarında sadece AK Parti’nin mitinglerini görüntüledi. Türkiye’de rakibi bulunmayan firma, birkaç yıl içinde iki milyon Euvro’luk ciroya ulaşmayı hedefliyor.

ÇAPA TIP’I BIRAKTIRAN TUTKULU HOBİ

Flycam kurulalı birkaç ay oldu belki; ancak hikâye 10 yıl önce, Sinan Binali ve Mehmet Öztekin’in uzaktan kumandayla uçurulan model helikopterlerden birer tane satın alıp gökyüzüne salmasıyla başlıyor. Yıllar sonra ortak olacak bu ikili, büyük oyuncakları uçurdukları açık alanlarda tanıştı. Ancak kendileri dışında model helikoptere ilgi duyanların sayısı hayli azdı. Öyle ki geçtiğimiz yıl Türk Hava Kurumu tarafından organize edilen F3C model helikopter Türkiye Şampiyonası ilgisizlikten dolayı düzenlenemedi. Bu şampiyonada Sinan Binali’nin üç, Mehmet Öztekin’in bir şampiyonluğu bulunuyor. Türkiye’de 500 kişinin model helikopter sahibi olduğu tahmin ediliyor; bunların sadece 50 tanesi havalanıyor.

Bu hobiyle tanışmasından yıllar sonra Sinan Binali üniversite sınavına girer, Çapa Tıp Fakültesi’ni kazanır. Ancak ‘huzur bulamadığı’ okulunun dördüncü sınıfına geldiğinde tercih hatası yaptığını fark eder. “Tıp fakültesi sevmeden okunabilecek bir okul değil, doktorluk da sevmeden yapılabilecek bir meslek değil. İdealist olmak lazım.” diyerek okulu bırakır. Mehmet Öztekin de aile işi olan tekstil fabrikasında çalışmayı sıkıcı bulur. Bunun üzerine ikili hem sevdikleri hem de bildikleri bir alan olan model helikopter satışına girerler. Bin Avro’dan başlayan model helikopter satışları teknik destek sayesinde neredeyse ikiye katlanır. İşin en kolay tarafı olarak helikopter satın almayı gösteren Sinan Binali’nin anlattığına göre arızalanan helikopterleri tamir etmeye başlayınca satışlar artar.

İki yıl süren helikopter satışı esnasında havadan görüntü isteyenlerin talepleri öne çıkar. Ancak teknik donanım olmadığı için bu talepler karşılık bulmaz. Yirmiden fazla girişimci de Binali ve Öztekin’den helikopter uçurmayı öğretmesini ister. Böylelikle havadan görüntü çekme işine girmeyi hedeflemektedirler. Olayın cazibesi karşısında Sinan Binali ve Mehmet Öztekin görüntüleme konusunda ciddi bir eksiklik olduğunu düşünür. Model helikopter satışını bırakıp beş kişilik bir ekip kurarlar. Böylece hiç bilmedikleri ve Türkiye’de bir örneği bulunmayan havadan görüntü çekme işine adım atarlar. Firmanın adını ise Belçika’nın ünlü firması Flyingcam’den esinlenerek Flycam olarak koyarlar. Logoları ise bu iş alanını en iyi simgeleyecek hayvan, yani helikopter böceği olur.

HELİKOPTER BÖCEĞİNİN MARİFETLERİ

Flycam, model helikopterin yanı sıra ipe bağlı olarak yükselen balon ve yine uzaktan kumandayla kontrol edilen zeplini de çekimlerde kullanıyor. Fuji Film, 1984 yılında Kaliforniya satışlarını zeplinle yaptığı reklâm kampanyasıyla yüzde 7’den 22’ye çıkarmıştı. İki ortak, gökyüzündeki nesnelere ilginin fazla olmasından dolayı zeplini hem reklâm hem görüntü çekiminde kullanıyor. Bunun yanı sıra göz temasıyla kullanılan helikopter 150 metre, zeplin ve balon ise 250 metreye kadar yükseliyor, beş metreye kadar da inebiliyor. Bu, hiçbir hava aracının yapamayacağı bir aralıkta hareket etmek anlamına geldiği için ticari olarak da birçok avantaj sağlıyor.

Avrupa ve Amerika’da havadan görüntü almanın pahalı olmasına karşın Flycam ekibi maliyetleri düşürmüş. “Bizim avantajımız bu işin içinden gelmemiz.” diyen Mehmet Öztekin, fiyatları da makul hale getirdiklerini anlatıyor. Yurtdışında havadan görüntü almanın maliyeti 10 bin doların üzerinde. Flycam ise günlüğü 3 bin 500 dolara talepleri karşılıyor. Fotoğraf çekimi ise bin 150 dolar. Bu çekimler için ayrıca fotoğrafçı ya da kameraman kiralanmasına gerek yok.

Ekipte bir genel koordinatör, bir zeplin/helikopter kullanıcısı, bir de kamera operatörü bulunuyor. Sistem iki kumandayla yönetiliyor. Birisi zeplin/helikopterde oluyor; istediği yöne hareketi sağlıyor. Diğeri ise hava aracından bağımsız olarak kameraya hareket verebiliyor. Bu kamera 360 derece sınırsız dönüyor, 120 derece pick (yukarı-aşağı hareket) yapıyor. Genel koordinatör ise koordinasyonu sağlıyor. Kablosuz bağlantı sayesinde Şampiyonlar Ligi maçlarında olduğu gibi canlı yayınlara havadan görüntü verilebiliyor, fotoğraf makinesinden görüntü aktarabiliyor. Kör bir şekilde çalışmadıklarını söyleyen Sinan Binali, “Biz bu işi sevdiğimiz için yapıyoruz. Ama bu hobi değil, iş. Yönetmenin isteklerini karşılamamız gerekiyor.” diyor. Para kazanmayı ikinci sıraya iten ikilinin önceliği ise referans olacak işlere imza atmak.

Görüntü yönetmeni, fotoğraf yönetmeni, reklâmcılar ve sektör ile aralarındaki halka olan ışık şefi Giray Gergin, ekibin diğer üyeleri. Müşteriye hayır dememek için tüm ekipmanları tamamlayacaklarını, bunun için sinemada kullanılan 35 mm kamerayı ekipmanlarına ekleyeceklerini söylüyorlar.

AK PARTİ MİTİNGLERİNİ DE ÇEKTİLER

Basket maçları, alışveriş merkezi açılışları gibi iç mekânlarda dört metrelik; konser, otomobil yarışı, futbol maçları gibi dış mekânlarda ise 8 metrelik zeplin kullanılıyor. Yağmurlu ve rüzgârlı havalar kontrolü kaybettirdiği ve aletleri ağırlaştırdığı için çekim yapılmıyor. Amatör bir rock grubunun klibi, pist açılışı, tersane, yat, yaz kampı, okullar, Karadeniz Oyunları yaptıkları işlerden bazıları. Beşiktaş’ın maçlarında da bu sezondan itibaren görüntü almaya başlayacaklar. Siyaset meydanlarında Flycam’ın en önemli işi ise AK Parti’nin Erzurum ve Kayseri mitingleri olmuş. Teklifin AK Parti’den geldiğini anlatan Mehmet Öztekin, diğer partilerin tekliflerine ilgi göstermediğini söylüyor.

22 Temmuz öncesi miting alanlarının kalabalığı, Flycam ekibini sıkı tedbirler almaya yöneltmiş. Öncelikle 10 metrekarelik bir alanda helikopter kontrolü sağlanmış. Bunun için miting öncesi erkenden gelip yer arayışı başlamış. Kimi zaman ise yer bulunamayınca çatılar kontrol üssü olmuş. Bomba uzmanı köpeklerin araması ise işin cabası olmuş. Başbakan’ın konuştuğu dakikalarda hava trafiği kapatıldığı için bu esnada uçuşları sona erdirmek zorunda kalan ekip, mitinglerin en ilginç görüntülerini kaydetmiş.

Flycam’in örnek aldığı Belçika merkezli Flyingcam şirketi, Harry Potter, Scooby Doo, Ocean’s 11 gibi filmlerin yanı sıra Formula 1’den Bar Honda’nın da görüntülerini çekiyor. Flycam ise dünyada alternatifi olmayan havadan görüntü çekimi konusunda Türkiye’de yolun başında olsalar da hiç rakipleri olmadığı için şimdilik rahat görünüyor.

“Başka bir işle uğraşsaydık sıkılırdık.” diyen Sinan Binali ve Mehmet Öztekin, sabahın erken saatlerinde işe başlıyor, gece geç saatlere kadar çalışıyor. Türkiye şampiyonu Binali, on yıldır uçurduğu helikopteri sadece bir defa düşürmüş. Flycam, havadan görüntü çekimini üç aydır organize bir şekilde sürdürüyor. Bu sürede 15’e yakın iş yapan ekip, reklâm sektörünün duayenlerinden duydukları, “Çok açık bir alan yakalamışsınız, bunun peşinden gidin.” öğüdünü tutarak yeni sulara yelken açıyor.